Yok Oluş

~ redenchantress
Sessizlik vardı yine. Umutları yitirmeye yetecek kadar, güçsüz yapacak kadar, yalnız olacak kadar büyük bir sessizlikti bu. Varlığını hissetmiyordu. Yaşadığına dair hiçbir belirti yoktu sanki. Yok oluşun içindeydi. Bedeni güçsüzdü. Hayata bağlılığı bir anda yok olmuştu. Yine eskiye dönmüştü…
Sözünü tutmamıştı işte. Ağlamayacaktı, somurtmayacaktı, sadece yüzüne tebessüm konduracaktı, gülecekti hep. Mutlu olacaktı. Ne olursa olsun, kim ne derse desin o gözlerden üzüntü için akmayacaktı göz yaşları… Ama şimdi her şey boştu. Kızgındı nedensizce. Kırıyordu insanları isteksizce. Hiç bir şeyin nedeni yoktu! Yoksa var mıydı?
İnsan neden ağlamalıydı, çok güldükten sonra? Böyle bir zorunluluk mu vardı? Gülüp geçerdi, dalga geçerdi hep bu sözle. Ama şuan o neyse, o söz de oydu. Yıllardır yaptığı en iyi tatilin, yıllardır geçirdiği en mutlu anların ardından nefret, öfke, kızgınlık ve diğer bütün kötü şeyler çekmişti onu kendilerine. Sürükleniyordu. Çevresinde olanlara yine kızgınlıkla bakıyordu. Yok oluyordu. Her geçen gün içinden kopan o parçalar artık kopmuyordu çünkü zaten kopacak parça kalmamıştı. “Elveda” dedi son kez ve ruhunu boşlukla birleştirdi…!
Şubat 10, 2006
~İşte böyle düşünüyordum, o gün, nedensizce... sırf o yüzden normalinden farklı davranıyordum ya, gülemiyordum ya, içimden geldiği gibi davranamıyordum ya!!! [ilk paragrafı, küçük bir yağmur gezintisinin ardından, tekrar kapana kısıldığımı hissettiğim an, kütüphanede, müzik dinlerken[ne dinlediğimi hatırlamıyorum]; diğer kısımları da o mal rehberlik dersi adındaki derste Apocalyptica dinlerken yazdım... Daha fazlası da olabilir, her neyse.. ööle işte :)]
~ Tuuba
0 yorum yazılmıştır