<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Hiçbi&#39; şey</title>
        <description>Karanlığın korktuğu, belki aydınlığın güçlü olduğu bir yerden... Uzaktan, belki hiç bilmediğiniz kadar yakından... </description>
        <link>http://kuroiroose.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Thu, 05 Nov 2009 08:35:08 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Güneşini Aramak</title>
            <link>http://kuroiroose.blogcu.com/gunesini-aramak_1522830.html</link>
            <guid>http://kuroiroose.blogcu.com/gunesini-aramak_1522830.html</guid> 
            <description>
&lt;img src=&quot;http://tn3-1.deviantart.com/fs10/300W/i/2006/076/f/f/Obliques_by_Mrichston.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;&lt;h1&gt;=&lt;a href=&quot;http://mrichston.deviantart.com/&quot;&gt;Mrichston&lt;/a&gt;&lt;/h1&gt;  

&lt;p&gt;&lt;br&gt;Güneşin soluk yüzlülüğünü
özledim. Hani o karın ardından ortaya çıkıp gülümseyişini, sanki soğuğa karşı
&amp;#8220;Ben buradayım&amp;#8221; deyişini... Soğuğa boyun eğmeyip ona engel oluşunu, bize örnek
oluşunu özledim. Kış günü ortaya çıkmasını &amp;#8220;yalancı güneş&amp;#8221; olarak
adlandıranlara yalancı olmadığını göstermesini istedim yine. Belki ısıtmıyordu,
yazınki kadar sıcaklığını bize hissettirmiyordu; ama varlığı da yetiyordu. &lt;/p&gt;



&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;br&gt;Bugün.. Bugün gözyaşlarım
yüzümden pıt pıt düşerken bir şeyleri fark ettim: kış gününün keder, güneşin
onu aydınlatan umut ışığı olduğunu, şimdi beni aydınlatacak güneşimi aradığımı&amp;#8230;
Yalnızlığımı paylaşacak bir beden değil ruh aradığımı, aslında o ruhun bana
yakınken uzak olduğunu&amp;#8230; Umutsuz insanlara ne denli sinirle bağırmak istediğimi&amp;#8230;
Sinirle bağırmak! Evet, bunu istiyordum! Umudun her zaman olacağını bilmelerini
istiyordum. Tanrı&amp;#8217;ya ne kadar inanıyorlarsa [ki genelde inandıklarını
söylerler] umutlarının da o denli olmalarını istiyordum. En azından, en azından
güneşe bakmalarını istiyordum kış günü, ya da aya bakmalarını geceleri&amp;#8230; Ay
aydınlatırken karanlığı, güneş bir nebze de olsa sıcaklık verirken soğuğa;
onların da içlerindeki umudun yanıp da dışarıya sıcaklık vermesini istiyordum.
Kendi güneşlerini bulmalarını, bulamıyorlarsa yaratmalarını istiyordum&amp;#8230; Çok mu
şey istiyordum, bilmiyorum&amp;#8230; Sadece onlara anlam veremiyorum&amp;#8230;&lt;/p&gt;



&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;br&gt;Bugün&amp;#8230; Dünün ardındaki bugün,
ben, ben güneşimi.. ( &lt;a href=&quot;http://kuroiroose.blogcu.com/gunesini-aramak_1522830.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Dec 2006 23:07:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mumlar  da Ağlarmış...!</title>
            <link>http://kuroiroose.blogcu.com/mumlar-da-aglarmis_1001611.html</link>
            <guid>http://kuroiroose.blogcu.com/mumlar-da-aglarmis_1001611.html</guid> 
            <description>
  &lt;img src=&quot;http://img179.imageshack.us/img179/8733/mumhl4.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Ağlamak&amp;#8230; Kimileri için kendini boşlukta kaybetmek, kimileri için eziklik belki. Kimileri için derdine ortak olan küçük su birikintileri, kimileri için yalnızlık, umutsuzluk, kendilerine acı verenlere karşı güvensizlik&amp;#8230; Peki ya mumlar için ne? Onlar ağlarken, göz yaşları gözlerinin dibine birikip dökülmeyi isterken,&amp;nbsp; onlar ne hissediyor dersiniz? &amp;#8220;Hisseder mi hadi canım, hem mum ağlar mı, uçma&amp;#8221; derken sesinizi duyar gibiyim; ama benim mumlarım hem ağlıyor, hem de haykırıyor isteksizce akan göz yaşlarını&amp;#8230;  &lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dikkatle izledim şamdanın üzerine serilmiş mumlarımı&amp;#8230; Onlara yanarken baktım, aslında ağlarken, acılarını açığa vururken izledim. Sonra uzun yanışın ardından pat pat damlayan göz yaşlarını gördüm. Damlaya damlaya değişen biçimsiz yüzünü gördüm en sonra. Yaşlanıyordu&amp;#8230; Yok olmaya yüz tutmuştu mumlarım. Şekilsiz yüzüyle bana bakıyor, bir şeyler anlatmaya çalışıyordu belki de&amp;#8230; Sonrasında aniden beliren o haykırışı, bağırışı, hızla sinirle etrafa bakışı ve daha çok ağlaması&amp;#8230; Ağlamaktan gücü kalmayan mumum yok olmuştu, eriyip, bitip tükenmişti&amp;#8230; Ve sönmeden önce son kez bana bir şey hatırlattı &amp;#8220;Mumlar da ağlarmış!&amp;#8221;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;Temmuz 14, 2006</description>
            <pubDate>Thu, 31 Aug 2006 20:14:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Korkarak Yaşamak</title>
            <link>http://kuroiroose.blogcu.com/korkarak-yasamak_1001575.html</link>
            <guid>http://kuroiroose.blogcu.com/korkarak-yasamak_1001575.html</guid> 
            <description>
&lt;img src=&quot;http://img89.imageshack.us/img89/7285/afraidbyins4nityoi1.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;~ &lt;a href=&quot;http://ins4nity.deviantart.com/&quot;&gt;Ins4niTy&lt;/a&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Yaşam Kimilerine göre bitmek bilmeyen, kimilerine göre kısa oluşu dert olan yaşam Her yanlışta geriye dönülmek istenen yaşamve o geriye dönmek istemeye neden olan yanlışlardan ve daha nicelerinden korkularak yaşanmaya çalışılan yaşamaslında yaşanmayan, bir sigara izmariti gibi geride sadece külleri kalan yaşam, söz ettiğimo kadar acı ve hiç&lt;br&gt;&lt;br&gt;Gözlerim görüyor çocuklarına baskı yapan ebeveynleri, kulaklarım duyuyor yetişkinlerin doğru sandıkları sözleri. Kalbim, o hissediyor küçük bedenlerdeki acı ve isteği İşte o an anlıyorum. Yalnız değilsin Tuuba! diyorum kendi kendime. Senden bir başkasına da yalnız başına Çarşıya çıkma! diyorlar. Senden başkasına da geceleri ve seher vakitlerinde kapı ardını göstermiyorlar. Senden başkası da tadamıyor arkadaşlarıyla aynı ortamda bulunmanın zevkini. Senden başkasının da gerçekleşmeyi bekleyen ve diğerlerine saçma görünen hedefleri var; ama bunları gerçekleştiremiyor o diğerleri yüzünden. Gördüğün gibi, yalnız değilsin! Kendimden verdiğim ve başkalarında da gördüğüm bu örnekler aslında konuyla alakasızmış gibi görünse de, konuyu anlatan en doğru örnekler. Hani dedim ya yalnız başıma bir yerleri keşfetmeme izin verilmiyor. diye, işte arayıp da bulabileceğiniz en güzel örnek, korkarak yaşamağa dair. Bu korku kişinin değil, ona izin vermeyenin korkusudur. Yalnız başına, başına bir şey gelecekmiş korkusudur. Haberlerde izlenilen o kötü olaylarla karşılaşacağı kor.. ( &lt;a href=&quot;http://kuroiroose.blogcu.com/korkarak-yasamak_1001575.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 31 Aug 2006 20:05:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Toptan Değişim</title>
            <link>http://kuroiroose.blogcu.com/toptan-degisim_1001555.html</link>
            <guid>http://kuroiroose.blogcu.com/toptan-degisim_1001555.html</guid> 
            <description>&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/KuroiRoose_Light_and_Darkness_Remastered_by_Suirebit.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;~ &lt;a href=&quot;http://suirebit.deviantart.com/&quot;&gt;Suirebit&lt;/a&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;
   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;Ruhum hiç olmadığı kadar saf ve temizdi. Bir şeyler değişiyordu artık. Artık gözlerim başkalarının göremediğini görüyordu. Kalbim başkalarının hissedemediklerini hissediyor ve biliyordu kimin kalbi ne diyor. Kulaklarım, o herkesin duyduğu sesleri işitmekte güçlük çekse de duyulmayan sesleri duyuyordu. Tenimde belki de hiç kimsede olamayacak kadar çok yara vardı; ama buna rağmen senin teninin ne kadar yumuşak olduğunu hissediyordu, ellerine dokunduğunda&amp;#8230; Dudaklarım, ağzımdan eskisi gibi hırçın sözcüklerin çıkmasına izin vermiyordu. Yerini daha kararlı ve anlamlı sözler almıştı. Ellerim birilerine sinirlendiğimde havaya kalkmıyorlardı artık. Vuracak beden, kendini yıpratacak duvar, kıracak eşya aramıyorlardı. Sinirlendiğimde sinirimi geçirmek için bir araç değillerdi artık. Sadece yazmak, çalmak, yeni şeyler ortaya koymaktı onların görevi.  &lt;p&gt;&lt;br&gt;Ve düşüncelerim&amp;#8230;bütün bu değişimin temeli olan düşüncelerim&amp;#8230; Onlar da değişmişti, değiştirmişti bütün bedenimi. Çevremde olup biten ve beni sinirlendirecek şeyleri söylemiyorlardı artık. Tam tersine mutluluk dolu en küçük ayrıntıları bile fısıldıyorlardı kulağıma. Beynimin ve kalbimin arasında uzanan bir köprü gibiydiler. Biri ters bir şey yapsa diğeri uyarıyor ve uzlaşar.. ( &lt;a href=&quot;http://kuroiroose.blogcu.com/toptan-degisim_1001555.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 31 Aug 2006 19:59:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title></title>
            <link>http://kuroiroose.blogcu.com/1001536.html</link>
            <guid>http://kuroiroose.blogcu.com/1001536.html</guid> 
            <description>
   &lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/KuroiRoose_Under_the_moon_by_Edli.jpg&quot;&gt;&lt;/p&gt;&lt;h1&gt;~ &lt;a href=&quot;http://edli.deviantart.com/&quot;&gt;Edli&lt;/a&gt;&lt;/h1&gt;&lt;p&gt;Ayın altındaydı ya ilk buluşmamız&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Ay kadar parlak,&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Ay kadar saf,&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Ay kadar narindi seni tanımak&amp;#8230;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;Mayıs 25, 2006&lt;br&gt;&lt;br&gt;~ Başka bir edebiyat dersinde şiirimsi bir şey yazmaya yeltenişim... Aslında bunu, sıramın üstüne &quot;Black Rose&quot; yazdığımda silmeleri üzerine sırama yazmıştım, sonra da defterime geçirdim, öyle işte =)&lt;br&gt;&lt;br&gt;~ Tuuba&lt;br&gt;   &lt;p&gt;&lt;/p&gt;  
.. ( &lt;a href=&quot;http://kuroiroose.blogcu.com/1001536.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 31 Aug 2006 19:55:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kara Gül</title>
            <link>http://kuroiroose.blogcu.com/kara-gul_1001491.html</link>
            <guid>http://kuroiroose.blogcu.com/kara-gul_1001491.html</guid> 
            <description>
&lt;img src=&quot;http://img175.imageshack.us/img175/5879/blackrose1ht2.jpg&quot;&gt;     &lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir gül ver bana; güneşi görünce kızmasın, kurumasın, ilk günkü gibi kalsın. Bir gül ver bana; solmasın karanlık bastığında, kara bulutlar indiğinde&amp;#8230; Tazeliğini hep korusun. Seni tanısın, bilsin kime ait olduğunu. Anlatsın seni bana, hislerini dile getirsin, beni nasıl sevdiğini söylesin ve hep öyle kalsın, bana olan sevgin yok olana dek bu kadar doğal, saf ve narin kalsın&amp;#8230;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;br&gt;Mayıs 23, 2006&lt;/p&gt;&lt;br&gt;&lt;p&gt;~ Edebiyat dersinde yazılmış bir yazı.. Hoca yine tanzimat edebiyatıyla ilgili birşeyler anlatırken malum bıkkınlık yer alınca benim de aklıma &quot;Kara Gül&quot; geldi ve birşeyler yazdım işte...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;~ Tuuba&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;</description>
            <pubDate>Thu, 31 Aug 2006 19:44:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title></title>
            <link>http://kuroiroose.blogcu.com/1001455.html</link>
            <guid>http://kuroiroose.blogcu.com/1001455.html</guid> 
            <description>
       &lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/KuroiRoose_Downtown_1_by_celticdreams.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;~ &lt;a href=&quot;http://celticdreams.deviantart.com/&quot;&gt;celticdreams&lt;/a&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bir çocuk vardır ya hani&amp;#8230; bisikleti olduğunda pek bir sevinir. Sonra binmek ister ona, özgürce gitmek ister. Lakin nasıl kullanacağını bilmiyordur. İşte bu yüzden ona yardım eden babası, ona bütün her şeyi anlatır. Ne yaparsa yanlış olacağını, dengesini düzgün tutmasını, bu basit gibi görünen bisiklet sürmeyle ilgili her şeyi söylemiştir oğluna. O da pek bir hevesli ya&amp;#8230; içi içine sığmıyor, dinlemiştir babasını. Lakin ilk sürmeye yeltendiğinde pedalı ters çevirmiş ve düşmüştür. Babası bu anlamsız gibi görünen hataya gücenmiş olsa da oğlunun bir kez daha denemesini istemiştir. İkinci kez, çocuk pedalı düzgün çevirmiştir. Sürmeye başlamıştır bile, lakin heyecandan ya da dikkatsizliğinden önüne bakmamış yerdeki taşa çarpmış ve yere düşmüştür. Bu sefer ki babası çok kızmıştır. Ona önüne bakması gerektiğini defalarca söylemesine rağmen onun arkasına dönüp el sallayışı, affedilmesi güç belki de imkansız bir yanlıştır çünkü bir can serilmiştir yerlere&amp;#8230;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Onun iyi olup olmadığını öğrenince almıştır bisikleti elinden&amp;#8230;. Oğlunun onu dinlemediğini ve bu işin böyle devam edemeyeceğini düşünüyordur; ama bilmez ki o bir çocuktur.. ( &lt;a href=&quot;http://kuroiroose.blogcu.com/1001455.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 31 Aug 2006 19:37:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yok Oluş</title>
            <link>http://kuroiroose.blogcu.com/yok-olus_1001410.html</link>
            <guid>http://kuroiroose.blogcu.com/yok-olus_1001410.html</guid> 
            <description>
      &lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://img243.imageshack.us/img243/2822/theprisonbyredenchantressjs7.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;h1&gt;~ &lt;a href=&quot;http://redenchantress.deviantart.com/&quot;&gt;redenchantress&lt;/a&gt;&lt;/h1&gt;&lt;p&gt;Sessizlik vardı yine. Umutları yitirmeye yetecek kadar, güçsüz yapacak kadar, yalnız olacak kadar büyük bir sessizlikti bu. Varlığını hissetmiyordu. Yaşadığına dair hiçbir belirti yoktu sanki. Yok oluşun içindeydi. Bedeni güçsüzdü. Hayata bağlılığı bir anda yok olmuştu. Yine eskiye dönmüştü&amp;#8230;&lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Sözünü tutmamıştı işte. Ağlamayacaktı, somurtmayacaktı, sadece yüzüne tebessüm konduracaktı, gülecekti hep. Mutlu olacaktı. Ne olursa olsun, kim ne derse desin o gözlerden üzüntü için akmayacaktı göz yaşları&amp;#8230; Ama şimdi her şey boştu. Kızgındı nedensizce. Kırıyordu insanları isteksizce. Hiç bir şeyin nedeni yoktu! Yoksa var mıydı?&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnsan neden ağlamalıydı, çok güldükten sonra? Böyle bir zorunluluk mu vardı? Gülüp geçerdi, dalga geçerdi hep bu sözle. Ama şuan o neyse, o söz de oydu. Yıllardır yaptığı en iyi tatilin, yıllardır geçirdiği en mutlu anların ardından nefret, öfke, kızgınlık ve diğer bütün kötü şeyler çekmişti o.. ( &lt;a href=&quot;http://kuroiroose.blogcu.com/yok-olus_1001410.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 31 Aug 2006 19:27:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Uçurum</title>
            <link>http://kuroiroose.blogcu.com/ucurum_1001369.html</link>
            <guid>http://kuroiroose.blogcu.com/ucurum_1001369.html</guid> 
            <description>
&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/KuroiRoose_Freedom_s_Edge_by_MichaelOk%FC%E7%FCk.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;~ &lt;a href=&quot;http://michaelo.deviantart.com/&quot;&gt;MichaelO&lt;/a&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Yıllardır hep aynı şeyler vardı içimde. Nefret kalbimde başı çekiyor, emirler yağdırıyordu sanki bana. Kalbimde miydi gerçekten? Olamazdı değil mi? Kalp hep iyi şeyler için saklıdır değil mi? Nefretim beynime kazınmıştı o zaman. Beni yönetiyordu. Bana yaptıramadığı tek şey ölümle göz göze gelmemdi. Kızardı bu yüzden bana; ama yılmazdı. Her defasında beni uçurumun kıyısına götürdüğünü sanır, sevinir; ama aldandığını fark ederdi er geç. Halbuki ben hep kıyıdaydım. Bilmezdi bunu nefret. Bilmezdi ki beni bir üflemesiyle yok olabilirim. Bunu asla bilemedi. Düşüncelerim sayesinde kıyıda olduğumu hiç anlamadı. Aslında diyorum da iyi ki de anlamamış. Yoksa çok geç olabilirdi senle karşılaşmam. Olmadı!&lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br&gt;Nefreti beynimden söküp attığım andı. İşte o andı. Gözlerimi kapayıp, boşlukla ruhumu birleştireceğim o an, beni tutup bırakmayışındı.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Ocak 28, 2006 [Emin olmamakla birlikte...]&lt;br&gt;&lt;br&gt;~ &lt;i&gt;</description>
            <pubDate>Thu, 31 Aug 2006 19:16:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Hayatın En Büyük Yanlışı: Gülmek</title>
            <link>http://kuroiroose.blogcu.com/hayatin-en-buyuk-yanlisi-gulmek_1001284.html</link>
            <guid>http://kuroiroose.blogcu.com/hayatin-en-buyuk-yanlisi-gulmek_1001284.html</guid> 
            <description>
    &lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/KuroiRoose_Freeze_that_smile_by_gilad.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;&lt;h1&gt;&lt;a href=&quot;http://gilad.deviantart.com/&quot;&gt;~ gilad&lt;/a&gt;&lt;/h1&gt;Gülmek niye zordur bu kadar? İnsanlar neden tip tip bakar, içinden geldiği gibi gülenlere? Galiba bunun nedenini çözdüm. Nedeni kendileri öyle içlerinden geldiği gibi gülememeleri. Daha doğrusu bilmedikleri, tatmamış olmaları o duyguyu.  &lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Merak eder dururum hep, insanlar neden somurtur, ciddi bakışlar sergiler, sinirlenir ya da mutsuz olup hiç gülmez? Hadi ciddi bakmasını elesek, sinirlenmeyi de bazı koşullar bahane bularak listeden çıkarsak, niye somurturlar o zaman? Yani gülmek gibi bir imkânları varken somurtmayı neden tercih ederler? Niye gülmezler? Niye mutsuz görünürler gözümüze? Belli bir nedeni var mı? Aslında gülmemek için hiçbir sebep olamaz; ama o gülmeyi bilmeyenler her zaman bir sebep bulur, hallerinin acıklı olduklarını anlatırlar. Aslında doğru söylemişlerdir, acıklıdır halleri. Acıklıdır çünkü gülmeyi bilmiyorlardır zaten.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gülmeyenlerin bahanelerini saymak istes.. ( &lt;a href=&quot;http://kuroiroose.blogcu.com/hayatin-en-buyuk-yanlisi-gulmek_1001284.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 31 Aug 2006 18:58:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://kuroiroose.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>