< Korkarak Yaşamak - Hiçbi' şey - Blogcu





August 31, 2006

Korkarak Yaşamak


~
Ins4niTy

Yaşam… Kimilerine göre bitmek bilmeyen, kimilerine göre kısa oluşu dert olan yaşam… Her yanlışta geriye dönülmek istenen yaşam…ve o geriye dönmek istemeye neden olan yanlışlardan ve daha nicelerinden korkularak yaşanmaya çalışılan yaşam…aslında yaşanmayan, bir sigara izmariti gibi geride sadece külleri kalan yaşam, söz ettiğim…o kadar acı ve hiç…

Gözlerim görüyor çocuklarına baskı yapan ebeveynleri, kulaklarım duyuyor yetişkinlerin doğru sandıkları sözleri. Kalbim, o hissediyor küçük bedenlerdeki acı ve isteği… İşte o an anlıyorum. “Yalnız değilsin Tuuba!” diyorum kendi kendime. “Senden bir başkasına da yalnız başına ‘Çarşıya çıkma!’ diyorlar. Senden başkasına da geceleri ve seher vakitlerinde kapı ardını göstermiyorlar. Senden başkası da tadamıyor arkadaşlarıyla aynı ortamda bulunmanın zevkini. Senden başkasının da gerçekleşmeyi bekleyen ve diğerlerine saçma görünen hedefleri var; ama bunları gerçekleştiremiyor o diğerleri yüzünden. Gördüğün gibi, yalnız değilsin!” Kendimden verdiğim ve başkalarında da gördüğüm bu örnekler aslında konuyla alakasızmış gibi görünse de, konuyu anlatan en doğru örnekler. Hani dedim ya “yalnız başıma bir yerleri keşfetmeme izin verilmiyor.” diye, işte arayıp da bulabileceğiniz en güzel örnek, “korkarak yaşamağa” dair. Bu korku kişinin değil, ona izin vermeyenin korkusudur. Yalnız başına, başına bir şey gelecekmiş korkusudur. Haberlerde izlenilen o kötü olaylarla karşılaşacağı korkusudur. Aslında izin vermediği kişinin onu küçük düşürmesin diye onu geriye atmaktır bu korkular…

Zengin birini düşünelim, çok zengin biri… Onun diğer insanlara söyleyemeyeceği (aslında söylemekten korktuğu) bir kusuru olsun. Mesela küçük çocuğunun ruhsal ve fiziksel sorunları olduğundan onu diğer insanlardan gizlesin, sır gibi tutsun… İşte bu, o kişinin korkusudur. Her gün birileri bu çocuğundan haberdar olacak diye korkarak yaşar… Ve düşünür ki yaptığı en doğrusu, yani onu saklamak… İşte bizim ebeveynlerimiz de o kişinin durumuna düşmemek için yasaklar koyuyorlar. Sanıyorlar ki çocuğunun sokağa çıkmasına izin vermezse ne araba çarpar, ne sokaktaki kötü(!) çocuklardan küfür öğrenir, ne başına kötü bir iş gelir, ne de ona karşı saygısız yetişir… Bilmiyorlar ki korktukları şey başlarına geliyor. Bilmiyorlar ki korkunun ecele faydası yoktur, korkarak yaşanmaz ve korkudan kurtulmanın ilk önlemi onunla yüzleşmektir…

Uzun zamandır düşünüyorum bunu… Korkarak yaşamayı seçmiş olanlara akıl erdiremiyorum. Hayat hızla akarken onların ters yönden sallarını sürüşünü, hayata bariyer olma çabalarını bir türlü anlamıyorum. En basit olarak, kafese tıkılmış bir hayvanı görmüyorlar mı? Bir muhabbet kuşu mesela. Onun uçup serbest olmak isteyişine kulak vermemeleri ne zamana kadar sürebilir? Sonuna kadar ona yemini ve suyunu versen de o uçmak isteyecektir. O bunun için yaratılmıştır. Sırf o kaçacak, ölecek ya da büyük kuşlar onu ham yapacak diye onu kafesin ardına çıkarmamak da korkulan şeyin gerçekleşmesini önlediği düşünülen birkaç küçük engeldir. O kuş er geç ya uçacak ya da parmaklıkların ardında yaşamina son verecektir. Lakin bunun böyle olduğunu anlamaları kuşun kafesin kapısı kapalıyken kaçması kadar küçük bir ihtimaldir.

İşte bu anlattıklarım aslında olması gerekenlerdir. Çocuğun sakat olduysa o bir kusur değil, Tanrı’nın yaradılış biçimidir. Kızın biriyle kaçtıysa onu çok sevmiştir ve mutluluğa bir adım daha atmak için bunun en doğru olduğunu düşünmüştür. Kafesin ardındaki kuşun balkondan uçup gittiyse, emin ol, sen ona olan sevgini göstermişsen ve o da bundan haberdarsa geri gelecektir, yoksa zaten senden kurtulmak için yapmıştır. Çocuğun sabahlara kadar arkadaşlarıyla beraberse ve mutluluğun bu olduğunu düşünüyorsa bırak öyle kalsın… Onu sıkarsan senin yanlış gördüğüne daha sıkı sarılır. Karın seni aldattıysa, ya sen ona olan sevgini gösterememişsindir ya da o bunu yapacak kadar senin sevgine layık olmadığını kanıtlamıştır.

Görüldüğü gibi korkarak yaşamaya neden olan olayları bir çırpıda yok edebiliyoruz. Onların varlıklarını göremeyebiliyoruz. İyi öyleyse, korkarak yaşamayın derim ben. Ne yaşayın ne de yaşatın… Zaten korkacak bir şey de yok…!


 Haziran 30, 2006

~ Anathema - Apocalyptica eşliğinde yazılmıştır...

~ Tuuba




                          


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: esra16 | Tarih: 2009-02-22 15:45:09
    Konu: yazılanlar
    aynı şeylerini düşünüoruz ama ben yazamıorum senin gibi orası ayrı neyse tşk ederim emegn için...

    Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »